Ali T.

Kartal, İstanbul

YORUMLAR

 (42) Tümünü görüntüle
    Ali T.
    42 Yorum 1 Takipçi
    Kahvaltı tabağı pek zengin değil. Bu zengin olmayan kahvaltı tabağında, paketlenmiş ürünlerin olmasını beğenmedim. Kahvaltı tabağı, iki yıldızlık. Kahvaltı tabağı dışında istediğimiz menemenin lezzeti de iki yıldızlık. Simit, taş fırın odun simidi değil. Pastane simidi. Lezzeti, dört yıldızlık. İki yıldızlık kahvaltı tabağındaki ürünler, simitle biraz daha lezzetli hale geliyor. Tatlılara gelirsek; çilekli milföyün avantajı, çok talep olması. Çok talep olması sebebiyle, her daim taze. Daha kaliteli milföy hamuru kullanılırsa, lezzeti mükemmel olur. Bu haliyle, lezzeti dört yıldızlık. Trileçenin lezzeti üç yıldızlık. Fotoğrafta görüldüğü üzere, trileçenin yarısında süt var, yarısında yok. Buranın lezzet açısından esas yıldızı, patlıcanlı poğaçadır. Bir senedir sık sık adaya uğrayıp sormama rağmen patlıcanlı poğaçaya sadece bir kere denk gelebildim. 4 gün önce
    Ali T.
    42 Yorum 1 Takipçi
    Yer alan malzemeler tek başına mükemmel değil. Ayrıca bazı ürünleri yağda kızartıldığından görüldüğü kadar sağlıklı da değil. Fakat lezzet açısından waffle mantığına benzer durum söz konusu: Damak zevkinize uygun, dengeli seçimler yaptığınız takdirde lezzetli bir dürüm ya da tabakla lezzet açısından mutlu olma ihtimaliniz yüksek. Fiyatı da gayet uygun. Üst kat kullanıma açılırsa daha da güzel olur. 2 hafta önce
    Ali T.
    42 Yorum 1 Takipçi
    İstanbul'un en başarılı ciğercisi. Doğuda daha başarılısını yediğim için bir yıldız eksilterek puanlıyorum. Acılı ezme de başarılı olduğundan, tam bir ziyafet söz konusu. Acılı ezmeyi hemen bitirdik, sağ olsunlar ikinci acılı ezme isteğimizi yerine getirdiler. Bir porsiyon ciğer şişte; beş şiş önce, beş şiş sonra olmak üzere 10 tane şiş geliyor. Bir porsiyon ciğer şiş ve açık ayran, 40 lira. 2 hafta önce
    Ali T.
    42 Yorum 1 Takipçi
    Sandviç çeşitlerini beğeniyorum fakat fiyatlar uçuk. 17, 18 lira seviyelerinde. Tatlılarını denemedim. Kadıköy merkezin en çok insan sirkülasyonunun bulunduğu bir konumda, dip dibe masalarda, sanki insanların masanın içinden geçtiği gibi bir his yarattığı yerde yiyeceğim tatlıdan (Tatlı lezzetli bile olsa) keyif almayacağımı çok iyi biliyorum. İstanbul içinde ya da dışında, bazı kalabalık tarihi mekanlarda fotoğraf makinem varsa, kendimce sosyolojik bir deney yapıyorum: Kimsenin fark etmediği sıradan bir objeyi gidip fotoğraf makinemle çektiğim zaman, beni gören insanlar da sırf benim fotoğraf çektiğimi gördüğü için aynı objeyi gelip çekmeye başlıyor. Kısa sürede insan kalabalığını görüp fotoğraf çekmeye gelen yeni insanlar da aynı objeyi çekiyor. Bilim, bu durumu 'Bandwagon Effect' yani 'Sürü psikolojisi' olarak adlandırıyor. Beyaz Fırın'daki kalabalığı da sürü psikolojisine bağlıyorum. Yoksa tatlı konusunda Kadıköy'de doktora tezi yazacak kadar başarılı ve daha uygun fiyatlı işletmeler dururken, Beyaz Fırın'daki hengamede o tatlıları yemenin başka izahı yok. 3 hafta önce
    Ali T.
    42 Yorum 1 Takipçi
    Bulunduğu lokasyonun en sevdiğim sokağında yer alıyor. Thales'in başka semtlerde, farklı konseptlerde şubeleri bulunuyor. Beşiktaş'ta mekan olarak sanki binaların arasına zorla ve sıkış tepiş yerleştirilmiş, masaların dip dibe olduğu bistroyu düşününce burası cennet gibi. Ayrıca buraya olumsuz bir ön yargım vardı. Daha önce akşam vakti gitmiştim. Köşkün içinde oturmuştuk. Çok kalabalıktı. Hiç hoşuma gitmemişti. Bu sefer arkadaşımın ısrarı ile hafta sonu öğlen gibi gittik. Bahçe çok kalabalık değildi. Köşkün içinde oturduk. Pek kimse yoktu. Yüksek tavanlı olmasını ve dekorasyonunu zaten beğeniyordum. Kalabalık da olmayınca, vakit geçirmek daha keyifli oldu benim için. Fildişi sufle ve 'Apple pie' istedik. Katı bir Türkçe savunucusu ve yabancı kelimelerin kullanımına karşı olan biri değilim ama yabancı sözcüklerin özentilikle kullanılması hoşuma gitmiyor. Mesela menüde tatlı kısmında 'Sıcak çikolatalı kek' Türkçe yazılmışken elmalı turtanın 'Apple pie' diye yazılması haliyle dikkatimi çekti. Hepsi İngilizce olsa normal karşılarım. Ya da bazı birebir Türkçe karşılığı olmayan kelimelerin, orjinal dilinde yazılışını... Lezzete gelecek olursam, ilk defa çikolatasız sufle yedim. Ve beğendim. Fildişi suflenin lezzeti dört yıldızlık. Elmalı turta sevmiyorum. O yüzden lezzetinin kaç yıldızlık olduğunu arkadaşıma sordum. Dört yıldızlık olduğunu söyledi. Fildişi sufle 18 lira. Elmalı turta 16 lira. 4 hafta önce
    Ali T.
    42 Yorum 1 Takipçi
    Normalde franchise işletmeleri sevmem, tercih etmem. Çünkü çoğunluğu ya lezzetini bozuyor ya da her şubede aynı lezzet kıvamı tutturulamıyor. Beylerbeyi Profiteröl, tercih ettiğim nadir franchise işletmelerden. Her şubesinde aynı lezzeti bulabiliyorum. Yoksa Moda şubesine hiç gitmezdim. Genelde kimse olmuyor. Kimsenin olmadığı yerlerden "Acaba lezzet kötü olduğu için mi kimse yok" diye kıllanırım :) Mekanın ağzına kadar dolup taştığı, kapısında kuyruk olan işletmelerden de şikayet ederim :) Profiteröle dönecek olursam, çoğu işletme profiterölü pröfiteröl sosu ile değil, puding ile yapıyor. Buradaki profiteröl, profiteröl sosu ile yapılıyor. En çok tercih edilen ürün olduğu için de gayet taze. Lezzeti dört yıldızlık. Çok sevdiğim bir çeşit olan profiterölü sık sık yerim. Anadolu yakasında beş yıldızlık lezzeti olana denk gelmedim. Profiteröl dışında ilk defa trileçelerini denedim. O da başarılı. Lezzeti, dört yıldızlık. Profiteröl 14 lira. Trileçe 11 lira. 1 ay önce
    Ali T.
    42 Yorum 1 Takipçi
    Çocukluğumun pastanesi. Kartal'ın sembollerinden biridir. Etrafındaki popüler franchise işletmeleri tercih etmiyorum. Onların sadece isimleri ve dekorları var. Ama Kıyı Pastanesi'nin kendisini yenilemesi lazım. Bunun için neler yapılabilir? Öncelikle ürünlerde daha kaliteli malzemeler kullanılmalı. Dekor elden geçirilmeli. Öte yandan diğer pastanelerde olmayan, kendi spesiyali olan bir ürün yaratılabilir. Ama Kıyı Pastanesi'nin bunların hiçbirini yapmaya niyeti yok gibi bir hali var. Yapmazsa uzun vadede o popüler franchise işletmeler karşısında kendileri kaybeder. Kartal'ın sembolü olmaya ve merkezi bir konumda yer almaya hiç güvenmemelerini tavsiye ederim. Keşke bendeki hevesin çeyreği, Kıyı Pastanesi'nde olsaydı. Üç farklı günde gidip tattığım ürünlerden bahsedeceğim: 3 Şubat 2019'da tattığım ev baklavası ve fıstıklı olanın lezzeti üç, diğer baklavaların lezzeti iki yıldızlık. 20 Şubat 2019'da tattığım trileçenin lezzeti üç yıldızlık. Fiyatı, 10 lira. 3 Mart 2019'da tattığım profiterölün sosu, gerçek profiteröl sosu değil. Çoğu pastane gibi pudingten bozma bir sos. Kullandıkları hamur kötü. Ama diğer profiteröllerden farklı olarak içine Antep fıstığı tanesi atılması, durumu biraz kurtarıyor. Lezzeti üç yıldızlık. Fiyatı, 14 lira. 1 ay önce
    Ali T.
    42 Yorum 1 Takipçi
    İşletmenin dekorasyonu, Eminönü'nde turistlerin ilgisini çekmek için dizayn edilmiş yapılar gibi. Bir sürü Osmanlı motifi yer alıyor. Sanki karşıt görüşlerin gönlü kırılmasın diye işletmenin duvarına Atatürk fotoğrafı ve yemeklere Türk bayrağı yerleştirilmiş. Olabilir. Bir insan hem Osmanlı hem Atatürk hayranı olabilir. Buna hakkı vardır. Fakat benim de bu durumu tebessümle karşılama hakkım vardır :) Dekorasyonu iyi ya da kötü olarak değerlendirmiyorum. Ama daha samimi olmalı. Ayrıca, işletme oldukça hijyenik. O gün çıkan yemeklerden beş çeşit seçtim. Öncesinde az çorba içtim. Hem çorbanın hem de yemeklerin lezzeti beş yıldızlık. Rahatlıkla söyleyebilirim ki, Güler Osmanlı Mutfağı sadece Kadıköy'ün değil, ev yemeği konseptinde İstanbul'un en lezzetlisi. Kadıköy merkeze göre yerinin biraz ters olması handikap. Bu kadar lezzetli bulduğum bir işletmeye daha önceki gittiğim tarihe baktım, 9 Mayıs 2014'te gitmişim. Yerinin ters olması kadar fiyatların biraz yüksek olmasının da payı var. Az çorba, beş çeşit yemek ve ayran 44 lira. Beş çeşit yemek tabağı son derece doyurucu. 2014'te yediğim padişah tatlısına yer kalmadı. Beş sene sonra tekrar gelirsem, 3 çeşit yemek + padişah tatlısı alabilirim :) 2 ay önce